Sultan Abdulhamid (r.a.) Cenaze Merasimi

Osmanlı Cihan Devletinin en başarılı Padişahlarından Cennet Mekan
Sultan Abdulhamid (r.a) Cenaze Merasimi
Ruhu şad olsun,
Makamı cennet olsun,

10685489_787497057964775_5885837658243676063_n

SON PADİŞAH SON KURTARICI

* Onu, “Osmanlı’nın Son Padişahı” olarak kabul eden Cemil Meriç’in tespitleri son derece muhteşemdir:

“Osmanlı, II. Mahmud’la ölmüştür. Abdülhamid bu ölüyü diriltmiş ve otuz üç sene ayakta tutmuş yegane adamdır. II. Abdülhamid, son Osmanlı padişahıdır. Osmanlı, II. Abdülhamid’de biter.”

* Araştırmacı Orhan Koloğlu, şu anlamlı analiziyle Cemil Meriç’in tespitini daha da pekiştiriyor:

“Sultan Mahmut’a, Yeniçerilerin kökünü kazımaktaki ısrarı yüzünden “kana doyamadı” denmiştir. Abdülhamit’teki hırs da herhalde “kurtarıcı olmak” hırsıydı. O da ona doyamadı.”

* Tarihçi Osman Turan’ın teşhisi ise şöyledir:

“Abdülhamid Han’ın nasıl buhranlı bir devirde teslim aldığı ve kendisinden sonra devletin dokuz yılda ne derece dağıldığı ve hatta anavatan Anadolu’nun bile istila edildiği göz önüne getirilirse tarih ilminin bu padişah hakkında vereceği şaşmaz hüküm onun lehinde olacak ve tenkitler teferruata inhisar edecektir.”

* Türkçülüğün ideologlarından Nihal Atsız ise, devleti ayakta tutmak için onca uğraş vermesine rağmen hak etmediği türlü iftiralara maruz kalmasının büyük bir talihsizlik olduğunu şöyle savunmuştur:

“Cemiyetin en büyük haksızlığına uğramış tarihi şahsiyetlerden biri İkinci Abdülhamid’dir. Kendisinden önceki devirlerin ağır yükünü omuzlarında taşıyan, en güvenebileceği adamların ihanetine uğrayan ve dağılmak üzere olan, içi-dışı düşman dolu bir imparatorluğu otuz üç yıl zeka ve hamiyetle ayakta tutan bu büyük padişah, katil, kanlı, müstebid, kızıl sultan, cahil ve korkak olarak tanıtılmış, daima aleyhinde işleyen bu propagandanın tesiriyle de böyle tanınmış talihsiz bir insandır.”

Bu ülkeye son 100 yılda gelen 2 büyük devlet adamı vardır.. Biri Abdülhamit diğeri de Atatürk..

Abdulhamit’in yaptıklarını kendi zamanı içinde değerlendirmek lazım.. Düşmekte olan bir uçağın kabinine geçip onu biraz daha kontrol etmek ve daha yumuşak bir iniş yaptırmak başarıdır, kimse de ”bu uçağı neden tekrar havalandıramadın?” diye soramaz, sormamalıdır, çünkü bu düşüş geçmişteki hatalardan kaynaklanmaktadır..

Bu, Atatürk’e ” Misak-ı Milli sınırlarını neden o kadar dar tuttun? Osmanlı’nın sınırları çok daha büyüktü, batıda yüzlerce kilometrekare Türk toprağı gitti, doğuda da binlerce, neden bunlar tekrar kazanılamadı? ” Diye sormaya benzer…

Sağlıcakla kalın.Selam ve dua ile…