Kızıl Sultan veya Ulu Hakan, Abdülhamid Paşamızı hakkında bilinmeyenler

Osmanlı Ocakları Kurucu Genel Başkanı Kadir Canpolat: 1808 Yılında Alemdar paşanın darbesiyle başlayan Osmanlı Devletinin çöküşünü 40 yıl uzatan, Atatürk’le Türkiye’yi kurduran, Uzun Adamları bize kazandıran, Milletimizi kurtaran, Bir karış toprak vermediği için Ermeni çeteleri tarafından Kızıl Sultan diye isimlendirilen Ulu Hakanımız Sultanımızın Sene-i devriyesinde Minnetle Rahmetle yad ediyor Saygıyla ebediyyete kadar anıyoruz…

 

Özellikle Ermeni isyanını bastırırken kullandığı tedbirler nedeniyle batılı tarihçiler ve muhalifleri tarafından <strong>”Kızıl Sultan”</strong> diye anılmıştır.Öte yandan, taraftarları onu <strong>”Ulu Hakan”</strong> gibi yüceltici lakaplarla anarlar. Abdülhamid, baskıcı rejimi, azınlıklara karşı uyguladığı sert siyaset ve muhafazakârlığı nedeniyle, günümüzde hâlâ onu destekleyen genellikle sağ siyasi çevreler ile eleştiren sol çevreler arasında bir tartışma odağı olmaya devam etmektedir.

Önceleri İttihat ve Terakki Fırkası içinde Sultan Abdülhamid’e karşı olan Filozof Rıza Tevfik ve Süleyman Nazif sonradan duymuş oldukları pişmanlıklarını şiirleri ile dile getirmişlerdir.

Ahmet Rıza Bey’den Talat Paşa ve Eyüp Sabri Akgöl’e:”<strong>Ayıp, ayıp. Bu adam 32 sene Hakan ve Halife idi. Sultan Hamid için şu söylenen, yazılan, çizilenlerin büyük kısmının yalan ve iftira olduğunu bildiğimiz halde, nasıl tahammül edip imkân veriyoruz? Bu iftira selinin yarınki muhatapları da bizler olacağız.</strong>”

Kızıl Sultan iddiası,Albert Vandal adlı bir Fransız yazar tarafından ortaya atılmıştı. Atılış sebebi de, Abdülhamid’in Ermeni isyanlarını bastırtmış olmasıdır. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa kamuoyunda Abdülhamid’in kan dökücü bir padişah olduğu propagandası başlatıldı. İşte “Kızıl”, yani kan döken Sultan lakabı bu sırada asıldı boynuna. Hadi Ermenilerin böyle demesini anladık; iyi ama bir tekini bile idam ettirmemiş olan Abdülhamid’e Jön Türkler neden “Kızıl Sultan” dediler? 1915’te yüzbinlerce Ermeni’yi tehcir ettirecek olanlar, 25 yıl önce Ermeni propaganda ordusunun neferleri olmakta sakınca görmemişlerdi.

Kızıl Sultan denmesinin asıl ve en önemli sebebi Osmanlı’yı parçalamayı çok kolay sanan İngiliz ve Fransızlar’ı kanlı bir münakaşaya ve savaşa sokmasıdır.Eğer Ulu önder Abdülhamid Han olmasaydı Kurtuluş Savaşına kadar topraklarmız dayanamazdı.

<strong>-100 gram aklın 90 gramı Abdulhamid Han’da, 5 gramı bende, 5 gramı da diğer siyasilerdedir ! (Prens Bismarck)</strong>

<strong>-Padişah Abdülhamid sayesinde Batı âlemi, bilhassa Dışişleri teşkilatları; Halifeye, İslâm âleminin Papası gözüyle bakıyorlardı. Onun bu sıfatla kullanabileceği nüfuzdan çekiniyorlar, hattâ korkuyorlardı.( Wanbery )</strong>

2. Abdülhamid Dönemi, Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya göre üzerinde yeterince çalışmanın henüz yapılmadığı bir dönem. Buna karşın üzerinde her daim çok fazla spekülasyon yapılan bir dönem…

Son olarak 2. Abdülhamid üzerine düzenlenen etkinlikler ve söylenen sözler neticesinde bu dönem bir kez daha gündemimize girdi.

Peki, 2. Abdülhamid’i ne kadar tanıyoruz?

23 maddede belki de hakkında ilk kez okuyacağınız bilgilerle Sultan 2. Abdülhamid!

<strong>1. 21 Eylül 1842 doğan Sultan II. Abdülhamid, Sultan Abdülmecid’in, Tirimüjgan Sultan’dan doğma oğludur. Osmanlı İmparatorluğu’nun 34. padişahı ve İslâm’ın 113. halifesidir.</strong>
Halifelik unvanını onun kadar vurgulayan başka bir padişah yoktur.

<strong>2. Hayatının başında tahta geçme ümidi pek olmayan bir şehzadeydi.</strong>
Bunalımlı bir dönemde tahta çıkan Abdülhamid, Batı’ya karşı dengeci, Doğu’ya karşı İslâmcı politikalar izlemiş, ülke içinde mutlakiyeti güçlendirmiştir.

<strong>3. İkinci veliahtken amcası Sultan Abdülaziz Han onu da meşhur Avrupa gezisine götürdü. Londra, Paris ve Viyana’yı gezdi. Bu onun son gezisiydi. Bir daha yurt içi veya yurt dışında geziye çıkmadı.</strong>

<img class=”aligncenter size-full wp-image-3130″ src=”http://www.xn--klliyehaber-thb.com/tr/wp-content/uploads/2018/02/4.jpg” alt=”” width=”800″ height=”445″ />

<strong>4. 23 Aralık 1876’da, ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-ı Esasî’yi ilan etti.</strong>

Meclis-i Mebusan ve Ayan Meclisi üyelerinden oluşan ilk meclis 19 Mart 1877’de açıldı. Böylece I. Meşrutiyet dönemi başladı.

<strong>5. Gözlem yeteneği kuvvetliydi. Para piyasalarını ve diplomasiyi iyi biliyordu.</strong>

Ticaret ve ekonomiyle yakından ilgilenen ilk Osmanlı padişahıydı. İlgisi sadece ticaretin pratiğiyle de sınırlı değildi. Münif Paşa’dan iktisat dersleri aldı.

Büyük bir kişisel serveti vardı. İşgal güçleri, Sevr Antlaşması’yla servetine el koydu.

<strong>6. Düyun-u Umumiye’nin sınırlamalarına rağmen Anadolu ve özellikle Suriye, Filistin imar edilmeye çalışıldı.</strong>

<strong>7. İmparatorluktaki demiryolu ağı devrinde çok güçlenmiştir.</strong>

Haydarpaşa Tren İstasyonu ile beraber, Kudüs-Yafa, Ankara-İstanbul ve Hicaz demir yollarını yaptırmıştır.

<img class=”aligncenter size-full wp-image-3128″ src=”http://www.xn--klliyehaber-thb.com/tr/wp-content/uploads/2018/02/2.jpg” alt=”” width=”800″ height=”445″ />

8. Telgraf alt yapısının oluşması için de büyük yatırımlarda bulundu.

<strong>9. Bugün Türkiye’de yer alan birçok kurum ve kuruluş onun döneminde kurulmuş ya da temelleri atılmıştır.</strong>

Bunların arasında Deniz Mühendis Okulu, Askeri Tıp Okulu (GATA’nın atası), Kuleli Askeri okulu, Mekteb-i Harbiyeler (Harp Okulları yani) ,Askeri Baytar Okulu, Kurmay Okulu, Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler Fak.), Mekteb-i Tıbbıye-i (Marmara Ünv.Tıp Fak.), Mekteb-i Hukuk, Ziraat ve Baytar Mektebi, Hendese-i Mülkiye (Yüksek mühendis okulu), Daarül Muallim-i Adliye (Yüksek Adalet Okulu), Maliye-i Mekteb-i Ali (Yüksek Ticaret Okulu), Ticaret-i Bahriye (Deniz Ticaret Okulu), Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel sanatlar fak.), Hamidiye Ticaret Mektebi (İktisadi ve Ticari ilimler akademisi) Sayıştay, Şişli Etfal Hastanesi, Darülaceze, Ziraat Bankası vs. gibi kurumlar bulunmaktadır.

<img class=”aligncenter size-full wp-image-3129″ src=”http://www.xn--klliyehaber-thb.com/tr/wp-content/uploads/2018/02/3.jpg” alt=”” width=”800″ height=”445″ />

<strong>10. Eğitim alanında büyük atılım gerçekleştirdi. Kadınların eğitim almasına önem veriyordu. İlk kız okulları onun döneminde açıldı.</strong>

İlkokul, ortaokul ve yüksek okul düzeyinde de birçok okul yaptırdı.

<strong>11. Latin harflerine geçmeyi düşünmüştür.</strong>

<strong>12. Çini, bez, kumaş, kağıt fabrikaları kurdurdu.</strong>

<strong>13. İlk rakı ve bira fabrikası da onun döneminde açılmıştır.</strong>

<img class=”aligncenter size-full wp-image-3131″ src=”http://www.xn--klliyehaber-thb.com/tr/wp-content/uploads/2018/02/5.jpg” alt=”” width=”800″ height=”445″ />

<strong>14. Gençliğinde alkol kullandığı, daha sonraları bu alışkanlığını bıraktığı iddia edilir. Torunu Ertuğrul Osman Osmanoğlu’na göreyse rom içerdi.</strong>

15. Ermeni isyanlarını çok sert ve kanlı bir biçimde bastırdığı için Batı’da “Kızıl Sultan” olarak anılmıştır.

16. Dönemin aydınları ise istibdat (baskı), sansür ve hafiyelikten şikayetçiydi.

Bir hafiyelik sistemi kurmuştu. Ayrıca Meclis-i Mebusan’ı hükümetin savaş politikalarına yöneltilen ağır eleştiriler üzerine meclisi 18 Şubat 1878’de kapattı.

<strong>17. Marangozluğu meşhurdu. Beylerbeyi Sarayı’nın yemek odası takımını şehzadeliğinde kendi usta marangozluğunun eseri olarak yapmış ve babası Abdülmecid Han’a hediye etmişti.</strong>

<strong>18. Kahve içmeyi çok seviyordu.</strong>

Kızı Ayşe Osmanoğlu’nun Saray gözlemlerine göre babası II. Abdülhamid’in kahve içme kültürü;

“Babam kahveyi pek severdi. Fakat yalnız Yemen kahvesi kullanırdı. Yemeklerden sonra kahve içtiği gibi arada da ayrıca altı yedi defa içerdi. Kendi emektarlarından, şehzadeliğinden beri kahvesini pişiren Halil Efendi, kahvecibaşı idi.”

<strong>19. Kuduz hastanesi yaptırmış, kuduz aşısını ülkeye getirtmiş ve ünlü bilim insanı Louis Pasteur’e nişan vermiştir.</strong>
Kuduz aşısının keşfedildiğini öğrenen Sultan, 1886 yılında Zoreos Paşa, Dr. Hüseyin Remzi ve Veteriner Hüsnü Beyden oluşan bir heyeti, eğitim için Paris’e gönderir.

Heyet, Abdülhamid Hanın kendi istihkakından ayırarak verdiği 10.000 frankı ve önemli Osmanlı nişanlarından birisi olan Mecidiye Nişanı’nı Pasteur’e ulaştırır.

<img class=”aligncenter size-full wp-image-3132″ src=”http://www.xn--klliyehaber-thb.com/tr/wp-content/uploads/2018/02/6.jpg” alt=”” width=”800″ height=”445″ />

<strong>20. Edebiyata çok meraklıydı. Özellikle polisiye romanlara tutkunluk derecesinde bağlıydı.</strong>

Sultan Abdülhamid, akşamları odasına süt kardeşini alıp polisiye roman okutup ve kafasını dağıtırmış. Onun özel çevirmen bürosuna çevirttiği 500-600 tane polisiye roman bulunmaktadır.

Abdülhamid için çevrilmiş olan eserler bugün İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’ndedir.

Sherlock Holmes’un yazarı Sir Artur Conan Doyle’u da İstanbul’da kabul etmiştir.

<strong>21. Tiyatro ve operaya da çok düşkündü: Yıldız Saray Tiyatrosu’nda operet temsilleri yanında tiyatro oyunları da sahnelenirdi. Friedrich Schiller’in “Haydutlar” oyununu çok beğenirdi.</strong>

22. Boğaz’a köprü yaptırmak için projeler hazırlatmasına karşın, hedefini gerçekleştiremedi.

23. Türkiye’deki saat kulelerinin birçoğu onun devrinde inşa edildi.

<img class=”aligncenter size-full wp-image-3133″ src=”http://www.xn--klliyehaber-thb.com/tr/wp-content/uploads/2018/02/8.jpg” alt=”” width=”800″ height=”445″ />

Bunları da sevebilirsiniz