Birlikten Kuvvet Doğar

Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi 940 yıl boyunca önce Selçuklu sonra Osmanlı şimdi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak kaderde ve kederde sevinçte ve tasada tarih boyu aynı şeyleri paylaşmış aynı kaderin çocukları bir araya gelmiş ve OSMANLI OCAKLARI’nda toplanıp bir araya geliyorken tarihin en mukaddes ve abidevi örneği olan Osmanlı’nın yine açılımlar devleti olduğu gözükerek devlet-i aliyye’nin önemi Bab-ı Ali’nin vurgusu yine ön pilana çıkarak dünyanın muhtaç olduğu OSMANLI DEVLET’inin Ülkemizdeki hangi boyutlarda arz edildiği gözükmektedir. Belli değerler manzumesine inanmış belli ruh ve mana köklerinden esasen oluşmuş bir duruş ve bir inançla Osmanlı Ocaklarındayız. Merhum üstad Necip Fazıl gibi bazıları ”Türk milleti eğer bir milletse şayet o müslüman olduktan sonra zeminine oturmuş bir millettir.”  şeklinde ifade eder. Tarih boyu hep böyle gerçek değerler üzerine müteveccih yaşayan bir millet müslümanlıkla, Ahlakla, edeple,hoşgörü ve ihlasla aradığı bulmuş açılımları bulmuş, onda büyüme imkanları bulmuş onda ruhu’nu Şerh edebilmiş onda edebiyyat mülahazasını keşfedebilmiş onda dünya ve uhva muaveresini kurabilmiş ve bu çercevede açılım sorunlarını bertaraf etmiş, açılımlara lüzum kalmadan olayları mana köklerinde halletmiş bir model ve kılavuz örneğini bizlere miras olarak sunmuş Osmanlı. Bizlerde bu biliç ve aynı fikir ve yapıyla günümüzü’de ele alarak bizde gerçek Kemal’e ermek için onlar gibi yapıp ahlaken edep ve hoşgörü ile dinimizi ve İlahi değerlerimizi ilahi mühkemetle ilahi kısaslarla kaldığı yerden ta eskiden tarihden 4000 sene öncesinden filitre edile edile günümüze gelmiş olan bu abide örneğini yaşamak ve kaybetmemek amacıyla oluşan OSMANLI OCAKLARI’nı büyütüp ve asimile olan gençliğe yeniden kazandıra bilirsek, örnek olabilirsek ne mutlu bizlere. Gelenekler, Ananeler, töreler şeklinde bunlarda dinin müsadesi din edebinden geçmiş şeyler, yani bir dini şeyler vardır oda Kitap-ı Sünnet, Kıyas, Mukaa ve yine dine bağlı istihat gibi maslahati mürsede gibi şeyler. Birde örf üde bazıları o kategoride görüyorlar çünkü Kuran-ı Kerim e göre örf: Allah’ın mağruf saydığı şeydir. Allah’ın emrettiği şeydir. Bazıları örf dediğimiz zaman onu gelenek manasında algılarlar. İşte bunların hepsi ruh ve manada köklerimiz’den süzülüp gelen ifadeler diyoruz. Bu milletimizi oluşturan aynı zamanda onu yönlendiren onun mahiyetini teşkil eden hususlar bunlar .  Evet bakışımız bu bunu herkez böyle anlamalı! yoksa sağa sola çekmenin bir ehemmiyetide yoktur. Yani biz hepimiz öyleyiz, hepimiz aynı lisanın, aynı kaderin, aynı uğurda mücadele eden Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Arabı aynı uğurda Irz-ı Can eden insanlar olarak asırlardan beri bir arada yaşıyor, asırlardan beri bir arada duruyoruz. Bunu bir kısım farklı şeylerden dolayı bölmek ,parçalamak bu millete ihanettir, Bu millete nankörlüktür. Bizim milliyetçiliğimizden Allah mülahazası Peygamber manzumu mülahazasını kuran mulahazasını çıkarıp atamayız. Bu yüzden Osmanlı Ahlakı, bu yüzden Osmanlı Kültürü, bu yüzden Osmanlı hoşgörüsü bu yüzden Osmanlı açılımı ve bu yüzdende OSMANLI OCAKLARI burdan öteye söz yok.